Yükleniyor...
Yükleniyor...
Oyunun kökeni

Amiral Battı, yirminci yüzyılın başında kalem ve kâğıtla oynanan bir oyun olarak doğdu. Birinci Dünya Savaşı yıllarında askerler ve gençler kareli kâğıtlara gizli filolar çizer, körlemesine koordinat söyleyip rakibin gemilerini avlardı. 1931'de basılı defterler halinde satıldı, 1967'de ise plastik tahtalarıyla milyonların evine girdi. Özü hep aynı kaldı: göremediğin bir düşmanı, yalnızca akıl ve olasılıkla bulmak.
Bu yüzden oyun mitik bir karşıtlığa şaşırtıcı biçimde oturur. Yunan düşüncesinde savaşın iki yüzü vardı: Athena'nın metis'i, yani kurnaz zekâ ve strateji; ve Ares'in bia'sı, yani ham kuvvet ve körlemesine öfke. Athena savaşı kazanmadan önce görür; Ares yalnızca vurur. Amiral Battı'nın bütün gerilimi tam da bu ikisi arasındadır: gizli bilgiyi okumak mı, yoksa üzerine yürümek mi.
House of Zij'de bu antik karşıtlığı oynuyorsun. Athena ya da Ares olmayı seçer, ötekine karşı savaşa girersin. Tahta aynıdır, ama tanrın farklı bir güç verir: Athena bir bölgeyi görür, Ares geniş bir alanı vurur. Kazanan kol değil, kuvveti yöneten zihindir, derdi eskiler. Burada onu sınarsın.
Kazanan kol değil, kuvveti yöneten zihindir.