Yükleniyor...
Yükleniyor...
Oyunun kökeni

İnsan bir sözü gizlemeyi yazıyı icat ettiği kadar eskiden beri ister. Caesar şifresi adını Julius Caesar'dan alır: generaline yazdığı mektuplarda her harfi alfabede birkaç basamak kaydırırdı, böylece ele geçen mektup düşman için anlamsız bir harf yığını olurdu. Daha da eskisi var: İbranice Atbash, alfabeyi baştan sona aynalar, ilk harfi sonuncuyla değiştirir. Yeremya kitabında gizli bir ad bu yöntemle saklanmıştır. Şifre, gücü olanın değil, anahtarı olanın okuyabildiği bir dildir.
Bu gizleme sanatının ruhani bir kardeşi de vardır. Hermes Trismegistos, yani 'üç kez büyük Hermes', Yunan Hermes ile Mısır Thoth'un birleşiminden doğan efsanevi bilgedir. Ona atfedilen Zümrüt Tablet'in o ünlü cümlesi, 'yukarıda nasılsa aşağıda da öyle', yüzyıllarca simyacıların ve düşünürlerin çözmeye çalıştığı bir şifre gibi okundu. 'Hermetik' kelimesi buradan gelir: mühürlü, gizli, ancak hazır olana açılan bilgi. Şifre çözmek hep aynı vaadi taşıdı: görünenin altında bir başka anlam yatar.
House of Zij'de bu kadim sanatı oynuyorsun. Perdenin ardında bir tanrı, bir burç, bir gezegen ya da bir takımyıldız adı, gerçek bir antik şifreyle gizli. Bazen harfler kaydırılmış, bazen aynalanmış, bazen yerlerini gök sembolleri almış. Senin işin yöntemi sezmek ve ismi geri kazanmak. Astrolojinin yaptığı da aslında bundan başka bir şey değil: gökyüzünün sembollerini okunabilir bir anlama çevirmek, gizlenmiş olanı sabırla açığa çıkarmak.
Şifre, gücü olanın değil, anahtarı olanın okuyabildiği bir dildir.