House of Zij ritüeli
The Astragaloi
Aşık Kemiği Kehaneti
Antik Anadolu’da, Termessos’un kayalara oyulmuş basamaklarında, bir soru taşıyan kişi avucundaki beş aşık kemiğini yere bırakırdı. Kemikler durduğunda gelen sayı tesadüf sayılmazdı, o anın cevabıydı. Bugün o avuç senin. Sana düşen tek bir atış var, ve bu atış bugünün senin için ne fısıldadığını söyleyecek.






Günde tek atış. Çıkan kehanet gün boyu seninle kalır, yarın kemikler yeniden avucuna döner.

Anadolu
Bu kehanet nedir?
Aşık kemiği, bir koyunun ya da keçinin topuk kemiğidir. Avuç içinde rahatça tutulur, dört kenarı dört ayrı biçimdedir, ve yere atıldığında hangi yüzüne yattığı belli olur. Eskiler bu dört yüze birer değer vermişti: bir, üç, dört ve altı. Beş kemik birden atıldığında ortaya çıkan sayı, oyunun çok ötesinde bir şeye, kadere bir kapı açardı. Yunanlar buna astragalomanteia, kemiklerle kehanet derdi.
Bunun en güzel izlerini Anadolu taşıdı. Termessos’ta, Pisidia’nın ve Likya’nın dağ tapınaklarında, bu kehanetin kuralları doğrudan kayaya kazınmıştı. Her olası atış bir tanrının adıyla anılır, altına da o atışa ait bir kehanet dizesi yazılırdı. Toplam elli altı kombinasyon vardı, çünkü beş kemiğin dört yüzü ancak bu kadar farklı sonuç verebilir. Soru soran kişi atışını yapar, çıkan sayıyı duvardaki yazıttan bulur, ve tanrının o gün kendisine ne dediğini okurdu.
Kehanet bir kehribar topu değil, bir pusulaydı.
Atışların hepsi eşit ağırlıkta değildi. En yüksek sonuç Afrodit’e aitti, kurtarıcı atış diye bilinirdi, işlerin lehine döndüğünün işaretiydi. En düşük sonuca ise Köpek atışı denirdi, acele etme, bekle, henüz vakti değil anlamına gelen bir uyarı. Arada kalan onlarca atış ise hayatın asıl tonunu taşırdı: sabret, cesaret et, yardım iste, vazgeçme, ya da bazen sadece dur ve dinle.
Dikkat çekici olan şu: insanlar bu kemikleri geleceği öğrenmek için atmazdı. Yarın ne olacağını sormazlardı taşa. Sordukları soru her zaman bugüne dairdi: şu an ne yapmalıyım? Yola çıkayım mı, beklesem mi, konuşsam mı, sussam mı? Sana yönü gösterirdi, adımı yine sen atardın. İşte bu yüzden, aradan bunca yüzyıl geçmesine rağmen, hâlâ bizimle konuşabiliyor.
Aşık Kemiği Kehaneti
Kemiğin dört yüzü
Aşık kemiği bir zar gibi simetrik değildir. Dört değerli yüzü farklı biçimdedir, ve her birinin antik dünyada bir adı vardı.

Dar, tümsek yüz. En yüksek değer, lütuf ve açılış.

İçbükey geniş yüz. Toprak ve sağlamlık.

Dışbükey geniş yüz. Akış ve hareket.

Dar, çukur yüz. En düşük değer, temkin ve bekleyiş.
House of Zij ritüeli
Atışın nasıl okunur?
Kemikleri attığında karşına iki şey gelecek: o atışı yöneten tanrı, ve o tanrıya bağlı kehanet dizesi. Tanrı sana atışın havasını verir, sözse o havayı bugüne çevirir. Önce sayıya bak, sonra ismi oku, en sona da dizeyi bırak. Acele etme, çünkü bu sözler genelde dolambaçlı konuşur. İlk okuyuşta net gelmeyen bir cümle, gün ilerledikçe yerini bulur.
Unutma ki bu söz sana bir emir vermiyor, bir bakış açısı uzatıyor. "Afrodit çıktı, demek her şey güzel olacak" diye okumak da, "Köpek atışı geldi, eyvah" diye paniklemek de yanlış. Doğru soru şu: bu atış, içinde durduğum durumu bana nasıl gösteriyor? Cevabı kendi hayatına yaklaştırdığında kehanet işini yapmış olur. Gerisi, her zaman olduğu gibi, senin elinde.
Bu kehanet bir rehberdir, bir hüküm değil. Yıldızlar ve kayalara kazınmış o eski sözler bir eğilim gösterir, hiçbir şeyi zorunlu kılmaz. Atışın bugüne dair bir fısıltı taşır, ama son söz her zaman senin sezgine ve aklına aittir.
Kozmik Oyunlar
Termessos’un kemikleri tek kapı değil. Konseyin diğer oyunları seni bekliyor.
Tüm oyunlara dön