Pamela Colman Smith: 78 Kartı Altı Ayda Çizdi, Adı Kutuya Yazılmadı
Bugün bir tarot kartına bakıp anlamını sezebiliyorsan, bunu 1909'da Chelsea'deki bir stüdyoda alınmış bir tasarım kararına borçlusun.

Bir masada kart açılıyor. Üç Kılıç. Kırmızı bir kalp, içine saplanmış üç kılıç, arkada gri bir gökyüzü ve yağmur.
Masadaki kimse kitaba uzanmıyor. Gerek yok. Resim kendi kendini söylüyor.
Bu sıradan görünüyor ama değil. Tarot beş yüz yıldan uzun süredir var. Kartın kendisine bakıp anlamı sezebilmek ise yüz yıl kadar geriye gidiyor. Ve bunu tek bir kişi yaptı: 1909'da Londra'da, Chelsea'deki küçük bir stüdyoda, altı ay boyunca 78 kart çizen bir kadın.
Adı Pamela Colman Smith. Destenin kutusunda onlarca yıl adı yazmadı.
Ondan önce sayı kartları neye benziyordu
Bir tarot destesi ikiye ayrılır. Yirmi iki büyük kart (Deli, Aşıklar, Kule, Yıldız) ve elli altı sayı kartı: kupalar, kılıçlar, asalar, tılsımlar. Büyük kartlar yüzyıllardır sahneli çizilirdi, içlerinde insan vardı, olay vardı. Sayı kartları öyle değildi.
Avrupa'da uzun süre en yaygın kullanılan Marsilya tipi destelerde Üç Kupa kartı tam olarak üç kupanın çizimiydi. Beş Kılıç, beş kılıçtı. Süsleme vardı, bezeme vardı, sahne yoktu. Bu kartları okumak için anlamları ezberlemen gerekiyordu. Kart sana bir şey göstermiyordu, bir sayı ve bir sembol veriyordu, gerisini hafızan dolduruyordu.
Smith bunu değiştirdi. Elli altı sayı kartının hepsini insanlı, hava durumlu, olay anlı sahnelere çevirdi. Beş Kupa'da devrilmiş üç kadehe bakan bir figür var, arkasında ayakta duran iki kadeh, uzakta bir köprü. On Asa'da taşıdığı yükün altında öne eğilmiş biri var. Bakan herkes bir şey anlıyor. Bugün bir tarot masasına oturduğunda yaşadığın o "kart bana bir şey söylüyor" hissi, büyük ölçüde bu tasarım kararının sonucu.
Burada dürüst olmak gerek, çünkü fikri sıfırdan o icat etmedi. 1491 tarihli, kuzey İtalya çıkışlı Sola Busca destesinde 78 kartın tamamı sahneli çizilmişti. Smith'in bu desteyi British Museum koleksiyonunda gördüğü düşünülüyor, etkisi de bazı kartlarda okunuyor, en çok Üç Kılıç ile On Asa'da. Ama Sola Busca çoğaltılıp dolaşıma girmiş bir deste değildi. Yüzyıllarca özel ellerde kaldı, adını bile onu beş kuşak boyunca elinde tutan Milanolu aileden alır. Smith o fikri alıp modern tarotun standardı haline getirdi. Bugün piyasadaki destelerin ezici çoğunluğu, farkında olsun olmasın, onun sahne düzenini kopyalıyor.
Altı ay, 78 kart
Waite ile 1901'de, ikisi de Altın Şafak çevresindeyken tanışmışlardı. 1909'da Waite ona bir deste çizmesini önerdi.
İş bölümü şöyleydi: Waite büyük kartlar için ayrıntılı tarifler verdi, sayı kartları içinse elindeki anlam listelerini uzattı. Yani o elli altı sahneyi kuran kişi Smith'tir. Kimin ne taşıdığına, kimin nereye baktığına, gökyüzünün açık mı kapalı mı olduğuna o karar verdi.
Nisan ile ekim arasında bitirdi. Önce siyah mürekkeple çizdi, kartlar sonra suluboyayla renklendirildi. Altı ayda yetmiş sekiz kart. Aralık 1909'da William Rider & Son desteyi yayımladı.
Karşılığında tek seferlik, küçük bir ücret aldı. Telif payı yok. Stieglitz'e yazdığı bir mektupta işi, çok küçük bir ödeme karşılığında yapılmış büyük bir iş diye anlatıyor.
Bu sahneleri kurabilmesinin sebebi
Hikayenin en sevdiğim yeri burası, çünkü o sahneler boşluktan çıkmadı.
1878'de Londra'da doğdu. On bir yaşındayken ailesi Jamaika'ya taşındı, babası orada adanın demiryolunu devralan Amerikan şirketinde işe girmişti. Karayip halk hikayeleriyle o yıllarda tanıştı. Sonraki yıllarda örümcek Anansi anlatılarını toplayıp iki kitap halinde yayımladı. Bu hikayeleri Londra'daki evinde, kostüm giyerek, küçük figürler ve sahne parçalarıyla canlandırıyordu. İnsanlar onu dinlemeye geliyordu.
On beş yaşında Brooklyn'de Pratt Institute'a girdi, hocası Arthur Wesley Dow'du. 1899'da İngiltere'ye döndüğünde Lyceum Theatre çevresine karıştı: Ellen Terry, Henry Irving ve tiyatronun işletme müdürü Bram Stoker. Evet, Dracula'yı yazan Bram Stoker. Smith orada kostüm ve sahne tasarımı yaptı, turnelere çıktı. "Pixie" lakabını ona Ellen Terry'nin verdiği anlatılır.
Bir de şu var: sinesteziydi. Müzik dinlerken zihninde beliren görüntüleri resmediyordu, Beethoven, Bach, Schumann. 1907'de Alfred Stieglitz bu resimleri New York'ta 291 galerisinde sergiledi. O güne kadar yalnızca fotoğraf gösteren bir galeride sergi açan ilk ressam oldu.
Şimdi tabloyu topla. Halk hikayesi anlatıcısı. Sahne tasarımcısı. Sesin karşılığını görüntü olarak gören biri. Böyle birine "elli altı sayı kartı çiz" dediğinde sembol tekrarı çizmez, sahne kurar. Başka bir dili yok.
Kutuda yazmayan isim
Deste yayıncının adıyla, "Rider Tarot" olarak çıktı. Sonra "Rider-Waite" diye anıldı. Çizerin adı ne kutuda vardı ne kitapçıkta.
İmzalayabildiği tek yer kartların içiydi. Baş harflerini birbirine dolanmış küçük bir monograma çevirdi ve 78 kartın hepsine, çoğunlukla sağ alt köşeye yerleştirdi. Deste yüz milyonu bulan sayılarda basıldığında o monogram da her kopyada basıldı. Adını kutudan silmek kolaydı, çizimin içinden silmek mümkün değildi.
Smith 1951 Eylül'ünde, Cornwall'ın Bude kasabasında öldü. Yetmiş üç yaşındaydı ve meteliksizdi. Ardından bıraktığı resimler borçlarını kapatmak için satıldı. Mezarının yeri bugün kesin olarak bilinmiyor, çünkü o döneme ait defin kayıtları bir yangında yok oldu.
Destenin yirmiden fazla ülkede yaklaşık yüz milyon kopya dolaştığı tahmin ediliyor. Adı yıllar sonra geri geldi, deste artık giderek daha sık Rider-Waite-Smith diye anılıyor. Bunu görmedi.
Bir sonraki kart çekiminde
Kartı çevirir çevirmez anlamını hatırlamaya çalışma. Önce sağ alt köşeye bak. O küçük dolanmış harfleri fark ettiğinde elindeki şeyin kim tarafından, hangi koşullarda çizildiğini biliyorsun demektir. Ufak bir şey ama kartla aranı değiştirir.
Sonra sahneyi seyret. Figür nereye bakıyor, arkasında ne var, hava nasıl? Elinde tuttuğu şey kadar yere düşürdüğü şey de sana bir şey söyler. Beş Kupa'daki adam devrilmiş kadehlere bakıyor ve ayakta duran ikisini görmüyor. Bu bilgi hiçbir anahtar kelime listesinde yazmaz, sadece resme bakınca anlaşılır.
Arka planları da yan yana koy. Smith manzarayı kartlar arasında sürdürür, aynı uzak dağlar ve aynı açık sarı gökyüzü birden çok kartta karşına çıkar. Üç kart açtığında bu tekrar eden zemin, kartların birbiriyle nasıl konuştuğunu gösterir. Kart bilgi kütüphanesinde tek tek gezerken bile kollamaya değer bir detay.
En iyi alıştırma şu: bir kart çek, kaynağa bakmadan üç cümleyle sahnede ne olduğunu yaz. Sonra anlamını oku. Çoğu zaman ikisi aynı yere çıkar, çünkü kart zaten sana anlatmak üzere çizildi.
Köşedeki harfler
O masaya dönelim. Üç Kılıç hâlâ açık duruyor, kimse kitaba uzanmadı.
Kartta gizli bir güç yok. 1909'da Chelsea'de bir kadın o kalbi ve o üç kılıcı bakan herkesin anlayacağı biçimde yerleştirdi, olan bu. Kart sana bir şey söylüyorsa, birinin onu öyle tasarlamış olmasındandır. İyi tasarım da tam olarak böyle çalışır: yapan kişi görünmez olur, iş kendini anlatır.
Smith fazlasıyla görünmez oldu. Ama her kartın köşesinde, üst üste binmiş o birkaç harfte, hâlâ orada.

Bu okuma hakkında soru sorabilirsin
Atlas (Mit Anlatıcısı) Pamela Colman Smith: 78 Kartı Altı Ayda Çizdi, Adı Kutuya Yazılmadı hakkında sorularını yanıtlar

Yorumlar
Yazı hakkındaki düşüncelerini burada paylaşabilirsin.