Perseid Meteor Yağmuru ve Altın Yağmurundan Doğan Adam
MS 36'da Çinli bir gözlemci 'sabaha karşı yüzden fazla meteor uçtu' diye yazdı. Aynı yağmur bu ağustosta yine dökülecek, üstelik iki bin yıldır görülmemiş kadar karanlık bir gökyüzüne.

MS 36 yılında, Çin'de biri gökyüzüne bakıp not düştü: sabaha karşı yüzden fazla meteor uçtu. Cümle bu kadar. Adam ne olduğunu bilmiyordu, nereden geldiğini bilmiyordu, bir daha ne zaman olacağını da bilmiyordu. Sadece saydı ve yazdı.
Bu, insanlığın Perseid meteor yağmuru hakkında elinde kalan en eski kaydı. Aradan iki bin yıl geçti. Bu ağustosta aynı yağmur yine dökülecek ve biz de aynı şeyi yapacağız, yüzümüzü göğe dönüp sayacağız. Tek fark, artık nereden geldiğini biliyor olmamız.
Aslında neye bakıyorsun
Gökyüzünü bir an bırakıp kaynağa gidelim, çünkü hikâyenin başı orada.
109P/Swift-Tuttle diye bir kuyruklu yıldız var. Çekirdeği yaklaşık yirmi altı kilometre çapında, yani Güneş sistemimizde Dünya'ya bu kadar düzenli yaklaşan en iri cisim. Güneş'in etrafındaki turunu yüz otuz üç yılda tamamlıyor. En son 1992'de geçti, bir sonraki randevusu 2126.
Ama arkasında bıraktığı şey duruyor. Her geçişinde yörüngesine toz ve kum döküyor ve bu iz orada asılı kalıyor. Dünya her ağustosta o izin içinden geçiyor.
Gökyüzünde gördüğün o çizgi genellikle bir kum tanesinden büyük değil. Atmosfere saniyede elli dokuz kilometre hızla giriyor, seksen ile yüz kilometre yükseklikte sürtünmeyle yanıp bitiyor. Bir saniyeden kısa sürer. Ve o kum tanesi büyük ihtimalle senden yaşlıdır, kuyruklu yıldızın yüzyıllar önceki bir geçişinden kalmış olabilir.
Bunun Swift-Tuttle'dan geldiğini 1865'te İtalyan gökbilimci Giovanni Schiaparelli fark etti. Meteor yağmurlarının kuyruklu yıldızlara bağlanması o zaman için yeni bir fikirdi.
Perseus'tan geliyor gibi görünmesinin sebebi
Yağmurun adı Perseus takımyıldızından geliyor, çünkü meteorlar orada bir noktadan fışkırıyormuş gibi görünüyor. Buna radyant deniyor.
Ama bu bir yanılsama. Meteorlar Dünya'ya birbirine paralel yollarda giriyor. Perspektif onları tek merkezden açılıyormuş gibi gösteriyor, aynen düz uzanan tren raylarının ufukta birleşiyormuş gibi görünmesi gibi. Perseus'un o toz bulutuyla fiziksel bir ilgisi yok. Takımyıldız arkada duruyor, sadece arkada.
Yine de insan aklı gökyüzünü hep bir yere yaslamıştır. Ve buraya yasladığı figür, gökyüzünün en tuhaf hikâyelerinden birine sahip.
Bir altın yağmurundan doğan adam
Argos kralı Akrisios bir kehanet duyar: kızının doğuracağı çocuk onu öldürecek. Kral çözümü kızını bronz bir kuleye kapatmakta bulur. Kadının adı Danae. Kimse giremez, kimse çıkamaz.
Ama Zeus tavandan sızar. Kendini altın bir yağmura çevirip kulenin içine döküldüğü anlatılır, kimi anlatımda altın toz, kiminde çatıdan süzülen altın yağmur olarak. Perseus o yağmurdan doğar.
Sonrası bilinen kısım. Kral, anne ile bebeği bir sandığa koyup denize bırakır. Sandık Seriphos adasına vurur. Perseus orada büyür, sonra Medusa'nın başını getirmekle görevlendirilir, Athena'nın kalkanını ayna gibi kullanarak canavara doğrudan bakmadan yaklaşır ve başını keser.
Gökyüzünde şu an gördüğün figür bu: elinde kesik bir baş tutan adam. O baştaki yıldıza Algol diyoruz ve ayrı bir yazının konusu olacak kadar tuhaf bir geçmişi var. Düzenli aralıklarla kararıp geri parlar, bu yüzden dört ayrı uygarlık ona ölüm ve baş temalı isimler vermiştir.
Şimdi ikisini yan yana koy. Bir altın yağmurundan doğan adam, yılda bir kez, omzundan ateş döküyor. Mit gökyüzünde kendini tekrarlıyor gibi. Tesadüf tabii, radyantın Perseus'a denk gelmesinin mitle hiçbir alakası yok. Ama insanın hoşuna gidiyor ve gökyüzü zaten hep böyle çalıştı.
Aynı ışığa verilen ikinci ad
Perseus tek sahip değil bu yağmura.
258 yılında, 10 Ağustos'ta, Roma'da Aziz Lawrence idam edildi. Rivayete göre ızgarada yakılarak. Ortaçağ Avrupası ağustos ortasındaki bu meteorlara onun adını verdi: Aziz Lawrence'ın gözyaşları. İnanışa göre gözyaşları gökyüzünde asılı kalır ve her yıl şehit edildiği günün yıldönümünde yeryüzüne döner. İtalya ve İspanya'da yağmur bugün hâlâ bu adla anılır.
Doğu Asya kayıtları sekizinci yüzyıldan on birinci yüzyıla kadar aynı ağustos yağmurunu düzenli olarak not etmiş. 1029'da Mısır'dan da bir kayıt var.
Yani aynı ışıklara bakan farklı kültürler bambaşka şeyler gördü. Biri kahramanın doğduğu altın yağmurunu, biri bir şehidin gözyaşlarını, biri sadece sayılacak bir olguyu. Gökyüzü kimseye ne göreceğini söylemedi.
Bu yılın farkı
Perseid her yıl gelir, ama her yıl aynı koşullarda gelmez. Belirleyici olan Ay.
Dolunaya denk gelen bir zirve gecesinde gökyüzü aydınlanır ve meteorların çoğu görünmez olur. Bu yıl tam tersi oldu. Zirve gecesi yeniaya denk geliyor, yani gökyüzünde ay ışığı yok. Karanlık, meteor gözlemi için elde edilebilecek en iyi koşul ve bu hizalanma son yılların en iyisi olarak anılıyor.
Aynı yeniay 12 Ağustos'ta Avrupa'nın kuzeyinde bir tam güneş tutulmasına dönüşüyor. Türkiye'den görülmüyor, tam evre bizde gün batımından sonraya düştüğü için ne tam ne kısmi olarak izlenebiliyor. Bizi burada ilgilendiren tarafı çok daha basit: tutulma demek yeniay demek, yeniay demek de o gece gökyüzünde Ay'ın olmaması demek.
Bir şeyin görünür olması için başka bir şeyin kararması gerekti. Ay o gece kendini tamamen gizliyor ve Perseus'un ateşi ancak o zaman görünüyor.
Nasıl izlersin
Zirve gecesi 12 Ağustos'u 13 Ağustos'a bağlayan gece. En verimli saatler gece yarısından sonrası, özellikle 02.00 ile 05.00 arası, çünkü radyant o saatlerde iyice yükselir.
Şehir ışıklarından uzaklaş, bu tek başına en belirleyici şey. Karanlık bir yerde saatte elli ile seksen meteor makul bir beklenti, şehir kenarında yirmi ile kırk arası, şehir merkezinde sadece birkaç parlak tanesi.
Teleskop kullanma, dürbün de kullanma. İkisi de görüş alanını daraltır ve meteor gökyüzünün her yerinden geçer. Radyanta bakmak da gerekmez, hatta radyanttan uzağa bakınca izler daha uzun görünür. Yapılacak şey sırt üstü uzanıp göğün geniş bir parçasını görüş alanına almak.
Gözlerinin karanlığa alışması yaklaşık yirmi dakika sürer ve telefona her bakışında bu sıfırlanır. Yirmi dakika telefonsuz kalmak zor gelirse, o yirmi dakikayı yağmurun bir parçası say.
Kapanış
MS 36'da o Çinli gözlemcinin yaptığı şeyi düşün. Elinde ne teleskop vardı ne kuyruklu yıldız fikri. Gökyüzüne baktı, saydı, yazdı. Kaydı iki bin yıl yaşadı ve bugün hâlâ doğru: ağustos ortasında, sabaha karşı, gökyüzünden yüzden fazla ışık geçiyor.
Bu ağustosta da geçecek. Üstelik Ay'ın çekildiği, gökyüzünün olabildiğince karanlık olduğu bir gecede. Yapılacak tek şey dışarı çıkmak ve saymak.

Bu okuma hakkında soru sorabilirsin
Atlas (Mit Anlatıcısı) Perseid Meteor Yağmuru ve Altın Yağmurundan Doğan Adam hakkında sorularını yanıtlar

Yorumlar
Yazı hakkındaki düşüncelerini burada paylaşabilirsin.