Bilgelik, tatlı su, hayat ve hile
Arketip: Yaratıcı bilge
Ücretsiz dinleme
Eridu'nun efendisi, tatlı suyun derinliği
Enki Sümerce'de "yerin efendisi" demektir, en yeri, ki ise toprağı çağırır. Akkadlar ona Ea adını verdi, "suyun evi" anlamında. Onun bedeni tatlı sudur, Apsû, yeryüzünün altında akan derin kaynak. Her kuyu, her ırmak, her bahar yağmuruyla şişen tatlı su damarı onun varlığını gösterirdi.
Onun şehri Eridu'ydu. " Yani Mezopotamyalı için Eridu insanlığın bilinen ilk kentiydi. Bugün Güney Irak'ta, Tell Abu Şahrein olarak kazılan höyük, MÖ 5.
binyıla kadar inen tapınak katmanları gösterir. Eridu'nun E-abzu tapınağı Enki'nin eviydi, ve tapınağın altında, kazılmış bir su havuzunda Apsû'nun sembolik suları dururdu.
Enki'nin doğum hikayesi tartışmalıdır. Bazı şiirlerde gök tanrısı An ile yer tanrıçası Ki'nin oğludur. Enuma Eliş'te ise Anu'nun (An'ın Akkadca biçimi) oğludur ve bilgelikte babasını aşar.
Onun gücü kaba değildir, çoğunlukla bir hile, bir yön değişikliği, bir kapının başka türlü açılması olarak görünür. " Çünkü o sadece su değildi, suyun hangi yöne akacağını bilen zekaydı.

Atrahasis'in kulağına eğilen ses
Enki'nin en yüklü miti Atrahasis Destanı'nda geçer. MÖ 18. yüzyıla ait üç tabletli bu destan, yaratımdan büyük tufana kadar olan zamanı anlatır.
İnsan yaratıldıktan sonra çoğalır, sesi yükselir, yeryüzünü doldurur. Enlil, rüzgar ve karar tanrısı, uyku tutmaz olur. Enlil önce salgın hastalık, sonra kuraklık, sonra kıtlık gönderir.
Her seferinde Enki, kahramanı Atrahasis'in (adı "çok bilge" demek) kulağına bir kamış paravanın arkasından eğilir ve ona hangi tanrıya kurban kesmesi gerektiğini söyler. İnsanlık her seferinde kurtulur.
Sonunda Enlil son adımı atar, büyük tufanı yollar. Tanrılar arasında yemin edilmiştir, hiç kimse insana haber vermeyecek. Enki yemini bozmaz tam olarak, çünkü o bir bilgedir.
Atrahasis'in kulübesinin duvarına seslenir, duvara haber verir, ama Atrahasis duvarın arkasında dinlemektedir. "Duvar, beni dinle. Evi yık, gemi yap.
Mal mülkü bırak, hayatı kurtar. " Sonra Atrahasis bir tüm canlının çiftini gemiye toplar, sular yedi gün yedi gece yıkar yeryüzünü. Su çekildikten sonra Atrahasis kurban keser, kokuyu duyan tanrılar etrafına toplanır, sineğin etrafa toplanması gibi.
Bu sahne çok daha geç Gılgamış Destanı'nın 11. tabletinde Utnapiştim'in ağzından tekrar anlatılır, ve şüphesiz daha sonra İbranice Nuh hikayesinin temelidir. Üç gelenek arasında köprü kuran isim Enki'nin sesidir.
Çünkü Enki insana karşı tarafsız değildir. O bilgelik tanrısıdır, ama insanın da arkadaşıdır. Bir tanrı meclisinin kararı bile, onun ince zekasının önünde tam olarak durmaz.
İki nehir, oğlak balığı ve me tabletleri
Enki'nin sembolleri onun doğasını tek tek söyler. Mezopotamya silindir mühürlerinde sıklıkla iki omuzundan akan iki ırmakla resmedilir, Dicle ve Fırat. Bu su soyut bir simge değildir, gerçek nehirlerdir; uygarlığın damarıdır.
Onun bir başka sembolü suḫurmašû, yani oğlak balığı. Önü keçi, arkası balık olan bu yaratık daha sonra Yunan astronomi geleneğine Oğlak burcu (Capricorn) olarak geçti. Babilliler Oğlak takımyıldızını Enki ile ilişkilendirdi, ve bu yüzden astrolojide Oğlak burcunun bir yanında derinlerden çekilen pratik bilgelik, başka yanında tatlı suyun derinliği vardır.
Geleneklerin nasıl köprü kurduğuna güzel bir örnektir.
Onun en önemli sahip olduğu nesne me tabletleridir. Sümerce me, çevirisi zor bir kavramdır, en yakını "kozmik yetki" ya da "uygarlığın temel ilkeleri" diye verilir. Tahtın me'si, rahipliğin me'si, savaşın me'si, sevginin me'si, müziğin me'si, kahkahanın me'si, yas tutmanın me'si, hatta yalanın me'si vardır.
Bunlar Enki'nin Eridu'sundaki Apsû'nun derinliklerinde saklıdır. "Inanna ve Enki" şiirinde Inanna Eridu'ya gelir, Enki'yi içkiyle yumuşatır, ona me'leri tek tek armağan ettirir, sonra gemiyle Uruk'a kaçırır. Enki ayıldığında peşinden hırpani yaratıklarını yollar, ama Inanna me'leri Uruk'a ulaştırmıştır.
Hikaye Enki'nin armağanını anlatır, ama aynı zamanda uygarlığın bir yerden bir yere nasıl taşındığını da anlatır. Bilgelik bir yerde sabit durmaz, aktarıma sahiptir, ve aktaran çoğu kez genç bir tanrıçadır.
Suyun aklı
Enki bugüne ne söyler? Yunan-Roma geleneğinde onun karşılığı tam yoktur; bir yanı Hermes'in zekasını, başka yanı Poseidon'un sularını, başka yanı Prometheus'un insan dostluğunu taşır. Bu kombinasyon onu özellikle modern okur için ilgi çekici yapar.
İçimizdeki Enki, çözüm üreten zekadır. Bir sorunla karşılaştığında kaba güçle değil, açıyla, dolaşımla, beklenmedik bir kapıdan çözen taraf. Bir tanrı meclisi "böyle olacak" dediğinde, "iyi, böyle olacak ama duvara da seslenebilirim" diyebilen incelik.
Bu hilekarlık değildir, çünkü Enki kendisi için değil insan için konuşur. Mitin önemli ayrıntısı budur: onun zekası bencil değildir, korumacıdır.
Astrolojide Merkür'ün ve aynı zamanda Neptün'ün ile Plüton'un alanlarına dokunur, çünkü hem zekayı hem suyu hem derini temsil eder. Sümer için Enki'nin Apsû'su yer altında akan tatlı su damarıydı; bizim için onun karşılığı, yüzeyin altında akıp duran o sezgi, o çözüm bulan ses, o pratik bilgelik. Hayatın bir yargı meclisi "yapamazsın" dediğinde içimizde duran bir Enki vardır ki o duvara seslenir, ve duvarın arkasında biri dinler.
Mitin asıl dersi şudur: bilgelik kuraldan büyük değildir, ama yaşamı kuralın üzerinde tutar. Su sertten daha sert değildir, ama sertin etrafından dolaşır ve yaşamı denize taşır.
İçindeki ses
Yaratıcılığın, ustalığın ve kuralı esnetebilen zekânın arketipi. Tıkandığında alttan dolaşan akıl. Modern okumada problem çözücü, sezgisel zekâya işaret eder.
"Ben Enki'yim, suların efendisi, me'leri elimde tutan, insanlara bilgiyi öğreten." Enki ve Dünya Düzeni, Sümer tableti.
Kaynaklar: Atrahasis Destanı (Eski Babil tabletleri, MÖ 18. yüzyıl) · Eridu Genesis (Sümer tufan şiiri) · Enki ve Ninhursag (Sümer şiiri) · Enki ve Dünya Düzeni (Sümer şiiri) · Inanna ve Enki (Sümer şiiri) · Gılgamış Destanı, Tablet XI (Utnapiştim'in tufan anlatımı) · Eridu E-abzu tapınak yazıtları ve arkeolojisi

Bu okuma hakkında soru sorabilirsin
Hypatia (Bilge Astrolog) Enki hakkında sorularını yanıtlar

