Üst gök, kozmik ilke, en yüce
Arketip: En yüce ilke
Ücretsiz dinleme
Yukarıda mavi gök, aşağıda yağız yer
Türk mitolojisinin başlangıç cümlesi, bir taşa kazınmıştır. Moğolistan'ın doğusunda, Orhun ırmağının kıyısında, 8. " Yukarıda mavi gök, aşağıda yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında insan oğlu yaratıldı.
Türk dünyasının kendi diliyle yazdığı en eski ve en açık kozmoloji budur.
Bu cümlede üç katlı evrenin haritası bir solukta çizilir. Üstte gök, altta yer, ortada insan. Ama dikkat çeken şey üstün adıdır: Kök Tengri, yani mavi gök.
Burada bir tanrı bir bulutun üzerinde oturmuyor. Bir taht da yok, bir saray da. Gök Tengri, yalnızca üzerimizdeki o uçsuz mavinin kendisi.
Türk kozmolojisi, başka mitlerin antropomorfik tanrıları yapısıyla buradan ayrılır: en yüce ilke bir biçim değil, bir kapsamdır.
Bahaeddin Ögel'in "Türk Mitolojisi" derlemesinde işaret ettiği gibi, eski Türkçede tengri sözcüğü hem somut gökyüzünü hem de o gökyüzünün arkasındaki ilkeyi karşılar. İki anlam ayrılmaz biçimde aynı kelimenin içindedir. Mavi gök bir simge değil, tanrının kendisidir.

Kağana yetkiyi veren ses
Orhun yazıtlarında Bilge Kağan ağzından konuşurken sürekli aynı kalıbı kullanır: "Tengri yarlıkadukı üçün", yani "Tengri buyurduğu için" başardım, kazandım, halkı topladım. Yenisey havzasındaki daha küçük yazıtlarda da bir bey ya da bir kahraman, gücünü kendinden değil bu sesten alır. Tengri kut verir, yani bir tür kutsal yetki, görünmez bir mühür.
Bu kut çekildiği zaman kağan da çekilir.
Tonyukuk yazıtı bu örüntüyü iyice belirginleştirir. Yaşlı bilge vezir, askeri başarılarını anlatırken bir yandan da Tengri'nin onayını sürekli hatırlatır. Karar, plan, savaş, hepsi insanın elinden geçer, ama meşruiyet yukarıdan iner. Burada Türk siyasi düşüncesinin bir ilkesi gizlidir: yöneten kişi mutlak değil, emanetçidir. Kut geri alınabilir.
Tengri'nin ne erkek ne de kadın oluşu da bu nedenledir. Bir cinsiyete sıkıştığı an, sınırlı olurdu. Oysa o, sınırlanamaz olandır. Yazıtlarda yan yana anılan "Tengri Umay" çifti bile bir karı koca değildir. Tengri kapsam, Umay ise o kapsamın içinde anneliğe ve doğuma akan akıştır.
Dünya ağacının tepesindeki kartal
Şamanik gelenek, Tengri'nin soyut kapsamını somut bir mimariyle anlatmıştır. Üç dünya bir ağaçla bağlıdır: kökü alt dünyaya iner, gövdesi orta dünyada, yani insanların dünyasında yükselir, tepesi üst dünyaya, yani Tengri'nin alanına dokunur. Anohin'in 20.
yüzyıl başında Altay'da derlediği şaman dualarında bu ağaç tekrar tekrar geçer; kayın olarak da çam olarak da anılır. Tepesinde bir kuş oturur: çoğu zaman bir kartal.
Mircea Eliade, "Şamanizm: İlksel Esrime Teknikleri" adlı çalışmasında bu kartalın yalnızca Türk şamanlarının değil, geniş bir Avrasya hattının ortak imgesi olduğunu gösterir. Kam, yani şaman, esrime yolculuğuna çıktığında ağacın gövdesi boyunca yukarı tırmanır, dokuz ya da yedi kat geçer, en üstte kartalla, yani Tengri'nin habercisiyle karşılaşır. Şimşek de onun işaretidir: gökten yere inen ışık, en yüceden orta dünyaya doğrudan dokunuştur.
Mavi keçeden yapılmış sancaklar, gök rengi giysiler, kurban edilen atın gökyüzüne salınması, hepsi bu kapsamı somutlaştırma çabasıdır. Kam yere değil yukarıya bakarak dua eder. Yemin edilirken "vallahi billahi gök tepemize tepetaklak insin" denmesi bugün hâlâ bu eski reflekstir. Mavi göğün üzerimize çökmesi, sözünden dönen için en ağır lanettir.
İçimizdeki kapsam
Gök Tengri bugün bize ne söyler? Astrolojik karşılığı açıktır: Güneş'in kapsayıcılığı, Jüpiter'in büyük resim algısı. Ama mit, gezegen sembolizminden öte bir şey hatırlatır.
İçimizdeki Gök Tengri, parçalardan değil bütünden bakabilme kapasitesidir. Bir konuyu yalnızca yakın detayıyla değil, geniş çerçevesiyle görmek. Bir ilişkide, bir kararda, bir kayıpta tek bir parçaya değil bağlamın tamamına bakabilmek.
Türk yazıtlarının "kut" dediği şey de tam buradan akar: bir görevin senin elinde olduğunu sezdiğinde içine yerleşen o sakin yetki duygusu.
Bütün bunların gölgesi, kapsamın bir kibre dönüşmesidir. Kendini gökyüzü sanan yöneten, kut'unu kaybeder; çünkü Tengri bir kişiye ait değildir, bir kişiden geçer. Mit bunu çok açık söyler: kut emanettir, mülk değil.
Bugün de aynı şey geçerli. Bir yaşamın üzerine çatı kurarken, kendini o çatının değil çatıyı taşıyan boşluğun bir parçası saymak. Gök Tengri'nin asıl dersi budur: sınırsız olanı temsil edemezsin, sadece ona yaslanabilirsin.
İçindeki ses
Kapsayıcı bütünlüğün, tek olan kaynağın arketipi. Belirli bir form değil, her şeyin üzerinde yayılan kapsam. Modern okumada bütünsel bilinç, transpersonal bilinçlilik ile ilişkilidir.
"Yukarıda Mavi Gök, aşağıda Yağız Yer yaratıldığında, ikisi arasında insan oğlu yaratıldı." Bilge Kağan Yazıtı, M.S. 8. yy, doğu yüzü.
Kaynaklar: Orhun Yazıtları (Bilge Kağan, Kül Tigin, Tonyukuk) · Yenisey havzası yazıtları · Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi · Mircea Eliade, Şamanizm: İlksel Esrime Teknikleri · A. V. Anohin, Altay Şaman Duaları Derlemesi

Bu okuma hakkında soru sorabilirsin
Hypatia (Bilge Astrolog) Gök Tengri hakkında sorularını yanıtlar

