Yeraltı, ölü dünyası, kabul
Arketip: Sessiz ölüm sahibesi
Ücretsiz dinleme
Loki'nin üç çocuğundan biri
Hel'in hikayesi diğer tanrı hikayeleri gibi bir doğumla başlamaz, bir sürgünle başlar. Snorri Gylfaginning 34'te onun ailesini ve kaderini birlikte anlatır. Loki, dev tanrıça Angrboða'dan üç çocuk peyda etmişti: kurt Fenrir, dünyayı saran yılan Jörmungandr, ve Hel. Üçü de Jötunheimr'da, devlerin diyarında yaşıyordu.
Aesir'ler bu çocuklardan haber aldığında, kahinlerinden gelecekte ne yapacaklarını öğrendiler ve harekete geçtiler. Snorri'nin anlatımı dikkat çekicidir, çünkü tanrıların korkusunu açık eder. Yılanı denize attılar, dünyayı saracak kadar büyüsün diye.
Kurdu zincirlediler.
Bu cümle önemlidir. Hel kötü bir cezadan doğmadı, bir görev aldı. Snorri tasvirini şöyle yapar: "Yüzünün yarısı diri renktedir, yarısı solgun ve karanlık, ceset gibi.
" Bu fiziksel ikilik bütün mitin özetidir. Tanrıça, doğanın ve ölümün aynı bedende durabileceğini söyler. Korkulacak bir şey değildir bu, sadece açıkça neyse odur.

Hastalık Yatağı ve Açlık adlı bıçak
Snorri, Hel'in krallığını anlatırken her şeyin adını verir. Salonunun adı Éljúðnir'dir, kabaca "yağmurla dövülmüş" anlamına gelebilir. Tabağının adı Hungr, yani Açlık.
Bıçağının adı Sultr, yine Açlık ya da Kıtlık. Yatağının adı Kör, yani Hastalık Yatağı. Eşiğine geçilen yerin adı Fallandaforað, yani Düşüş Tehlikesi.
Bu isimler ilk bakışta korkutucu görünür. Ama mit korkutmak için değil, sınıflandırmak için kullanır onları. Hel'in krallığı savaşçıların krallığı değildir.
Valhalla'da kılıçla ölenler eğlenir, Sessrúmnir'de Freyja'nın salonunda ölenlerin yarısı bulunur, ama Hel'e gidenler farklıdır: yatakta ölenler, yaşlılıktan ölenler, hastalanıp gidenler, kadınlar, çocuklar, sıradan insanlar.
Eski İskandinav kültürü ölümü kahramanlık çerçevesinde yüceltirdi, evet, ama mit dürüsttü, çünkü gerçek hayatta insanların büyük çoğunluğu kılıçla ölmezdi. Hasta yatağında ölürdü, soğukta ölürdü, doğumda ölürdü, yaşlanırdı. Bu insanlara da bir tanrıça gerekirdi.
Hel onları reddetmedi, gösterişsiz salonuna kabul etti. Krallığı sessizdir. Müzik yok, kavga yok, içki sofrası yok.
Sadece kabul var.
Hıristiyan misyonerler Kuzey'e geldiklerinde, kendi "cehennem" kavramlarını anlatmak için Eski İngilizce hel kelimesini kullandılar; çünkü o dilde Hel hem tanrıçanın adı, hem onun krallığının adıydı. Modern İngilizce hell kelimesi bu kökten gelir. Ama büyük bir çeviri kayması yaşandı: Hıristiyan cehennemi cezadır, yargıdır, sonsuzdur.
Hel'in krallığı ceza değildir, yargı değildir, ölen herkesi alır. Bu fark bilinmeden mit anlaşılmaz.
Baldr'ın gelişi ve Þökk'ün gözyaşı
Hel'in en sarsıcı sahnesi Baldr'ın ölümünden sonra gelir. Snorri Gylfaginning 49'da ve Şiirsel Edda'nın Baldrs draumar'ında bu olayı anlatır. Işık tanrısı Baldr, Loki'nin hilesiyle ökseotu dalı altında ölünce, anne Frigg ve baba Odin yıkılır.
Hermóðr adlı tanrı, Odin'in atı Sleipnir'i alır ve dokuz gece dokuz gündüz aşağı doğru yol alır, ölü diyarına iner. Hel'in salonunun önüne ulaşır.
İçeri girdiğinde Baldr'ı görür: Hel'in en şerefli koltuğunda oturmaktadır. Tanrıça onu küçümsemedi, krallığının baş köşesine aldı. Hermóðr ondan kardeşini geri vermesini ister.
Hel'in cevabı çok zariftir. Şöyle der: "Eğer Baldr gerçekten herkes tarafından bu kadar seviliyorsa, eğer dünyadaki her şey, canlı cansız, hayvan, bitki, taş, onun için ağlarsa, geri dönsün.
Tanrılar dünyanın her köşesine haberciler gönderdi. Her şey ağladı: insan ağladı, hayvan ağladı, taşlar bile çiy gibi göz yaşı döktü. Sonra bir mağarada Þökk adında yaşlı bir dev kadın buldular. Þökk ağlamadı. "Bırak Hel kendisine ait olanı tutsun," dedi. Anlatıcı ekler: o yaşlı kadının Loki olduğu sanılır.
Bu sahnedeki Hel'in tonu öğretici. Pazarlık yapmaz ama dinler. Adildir ama acımasız değildir; adaleti net bir koşula bağlar ve koşul yerine gelmediğinde tutar. Aesir'lere küsmüş bir tanrıça değildir; sadece görevini yapar. Mitte ona karşı bir öfke yoktur. Yas ondan değildir, Loki'nin Þökk olarak attığı bir damla gözyaşı eksikliğindendir.
Sessiz inişin kraliçesi
Hel bugüne ne söyler? Astrolojide Plüton'un dönüştürücü derinliğine ve Satürn'ün biten döngülerine dokunur. Akrep'in iniş cesareti ve Oğlak'ın yaşlılığı kucaklayan yapısı onun alanlarıdır.
İçimizdeki Hel, sessiz ölümlerin tanrıçasıdır. Hayatımızda büyük dramlarla biten şeyler vardır, evet, ama daha çok sessizce biten şeyler vardır. Bir ilişkinin sessizce sönmesi. Bir hayalin sessizce solması. Bir kimliğin sessizce dökülmesi. Bir gencin sessizce yetişkin olması. Bir bedenin sessizce yaşlanması. Hel bu sessiz geçişlerin sahibesidir.
Modern derinlik psikolojisi onun rolünü iyi tanır. Carl Jung'un "ruhun karanlık gecesi" dediği o uzun, dramatik olmayan iç çekilme dönemleri Hel'in salonuna iniştir. Orada bir kahramanlık yoktur. Sadece kabul vardır. Yatağın adı Hastalık Yatağıdır çünkü mit, sessiz yorgunluğu da onurlandırır.
Mit'in en önemli dersi şudur: Hel kötü değildir, dramatik değildir, korkulacak değildir. Sadece açıktır. "Neysem oyum" der yüzünün iki rengiyle.
Yarısı diri renkte, yarısı kül grisinde. İçimizdeki Hel olgunlaştığında bize bunu öğretir: kendi inişimizi inkâr etmek yerine, ona oturmak. Bazı yas dönemleri, bazı durgunluk zamanları, bazı sessiz dönüşümler bir aksiyon istemez; sadece bir kraliçenin oturuş tarzını ister.
Sırtı dik, sözü az, kapı açık. Adaleti pazarlıksız, ama hiçbir varlığı kaba çevirmeden. Hel'in salonu küçük bir dersi büyük bir nezaketle verir: sessizliğe değer biçmek, bizi içimizdeki sahici yaslara açar.
İçindeki ses
Sessiz, dramatik olmayan kabulün arketipi. Savaşta değil de yataklarında ölenler, sıradan kayıplar, gösterişsiz son. Modern derinlik psikolojisinde durağan içsel iniş süreçlerinin sesidir.
"Hel'in yüzünün yarısı diri renktedir, yarısı ceset gibi koyu, krallığı sessizdir." Snorri, Gylfaginning 34.
Kaynaklar: Snorri Sturluson, Düzyazı Edda (Gylfaginning, özellikle 34 ve 49) · Baldrs draumar, Şiirsel Edda · Völuspá, Şiirsel Edda · Vafþrúðnismál, Şiirsel Edda · Saxo Grammaticus, Gesta Danorum

Bu okuma hakkında soru sorabilirsin
Hypatia (Bilge Astrolog) Hel hakkında sorularını yanıtlar

