Atlı tanrı, ölüm sonrası, kurtuluş
Arketip: Göçebe kurtarıcı
Ücretsiz dinleme
Frigya'dan Trakya'ya bir göçebe tanrı
Sabazios, tek bir kültün, tek bir mabedin tanrısı değildi. Onun izi Frigya'da, Trakya'da, Lidya'da ve Roma'nın eyaletlerinde dolaşır. En eski izleri Frigya yaylasındadır, Pessinus'a, Gordion'a yakın bölgelerde.
Yunan kaynakları onu çoğu zaman Dionysos'la karıştırdı; çünkü iki tanrı da ekstatik kült, müzik, dans ve mistik vaatlerle anılıyordu. Diodorus Siculus onu Dionysos'un bir versiyonu olarak tanıtır. Romalılar zaman zaman onu Jüpiter'le özdeşleştirdi.
Ama Sabazios kendi başına bir kişiydi. Frigya kökenli adının kesin etimolojisi tartışmalıdır; bir kuram onu Hint-Avrupa kökenli bir "özgür" anlamına bağlar, başka bir kuram yerel Anadolu dillerine. Strabon ve Yunan etnografları onu atlı, yabancı, biraz da gizemli bir tanrı olarak tanımlar.
Atina'da M.Ö. 5. yüzyılda kültü görülür hale geldi; komedi yazarı Aristophanes onu hicvetti, çünkü Sabazios ritüelleri o dönem Atinalılara fazla coşkulu ve kalabalık geldi.
Trakya tarafında ise atlı bir tanrı geleneği vardı: "Trakya Atlısı" denilen, mezar steli olarak yüzlerce örneği günümüze kalmış bir figür. Bu atlı tanrı çoğu zaman bir mızrak, bir av sahnesi ve bir mezarın önünde betimlenir. Pek çok yorumcu Sabazios'u bu Trakya Atlısı geleneğinin bir kolu sayar.
Tanrı, durmadan yol alanın, geçişin, sınırların arasındaki olanın koruyucusudur.

Mistik kültler ve ölüm sonrası vaadi
Sabazios'un kült toplulukları thiasos denilen küçük, kapalı gruplardı. Üyeler bir tür inisiyasyondan, yani giriş ayininden geçerdi. Roma kaynakları, özellikle Cumhuriyet dönemi yazarları, bu kültü zaman zaman korkuyla anlatır; Demosthenes'in bir konuşmasında Sabazios kültüne katılan annesine atılan bir iğneleme vardır.
Çünkü bu kültler Yunan ve Roma'nın resmi tapım düzeninin dışında, kapıların ardında yapılıyordu.
Sabazios'un müjdesi şuydu: doğru ayinlerden geçen ruh, ölümden sonra daha aydınlık bir yere geçer. Bu vaat onu Eleusis Gizemleri'ne, Orfik kültlere ve Dionysos mysteria'sına yakınlaştırır. Roma İmparatorluğu döneminde, özellikle M.S. 2.
ve 3. yüzyıllarda, Sabazios kültü Anadolu, Trakya, Roma ve Tuna eyaletlerinde yayıldı. Pratorianus muhafızlarının bazı subaylarının adak yazıtları korunmuştur.
Antik dünyanın bu mistik kültleri, modern okuma açısından ilginç bir yer tutar: organize bir kurum yerine, küçük topluluklar halinde, ritüel deneyim üzerinden ilerleyen bir maneviyat. Sabazios'a inanan kişi tek başına değildi, ama kalabalık bir kilisesi de yoktu. Yolun üzerinde, atlının ardında yürüyen küçük bir topluluğa katılıyordu.
Mano pantea ve adak elleri
Sabazios'un en tuhaf ve en hatırlanır ikonografisi bronz adak elleridir. Roma dönemine ait pek çok örneği müzelerde durur, en bilineni British Museum ve Capitolinus Müzeleri koleksiyonlarındadır. Bu eller bronzdan dökülmüş, gerçek insan eli boyundadır.
Parmaklar bir el işareti yapar: baş parmak, işaret parmağı ve orta parmak yukarı kalkmıştır, son iki parmak avuca kıvrılmıştır. Bu işaretin adı mano pantea, yani "kutsayan el"dir.
El yalnız değildir. Üstünde, parmakların arasında, avucun çevresinde küçük figürler yer alır. Bir yılan bileğe dolanır.
Çam kozalağı baş parmağın ucuna yerleşir. Bazı ellerde küçük bir Kibele, bir kartal, bir kurbağa, bir kertenkele, bir adak masası, bir akrep ya da bir terazi görülür. Adak eli adeta tanrının küçük bir panteonudur, tüm sembolleri tek bir yumakta toplar.
Bu eller muhtemelen evlerde ya da mabedlerde adak amaçlı, bir asaya ya da direğe takılı olarak sergilenirdi. Görenin gözünü tanrıya çevirmek, koruma ve adak işareti olarak kullanılırdı. İlginç olan şu: parmakları kalkık el imgesi Hristiyanlık döneminde de devam etti.
İkonografide kutsayan elin parmak pozisyonu, mano pantea'nın hatırasıdır. Ve Anadolu'da bugün nazar boncuğunun yanında asılan "Fatma Ana eli" ya da hamsa, aynı el imgesinin başka bir mirasıdır.
Yol üstündeki rehberin sesi
Sabazios bugün ne söyler? Astrolojide Jüpiter'in Yay'daki yolcu yüzüne, Mars'ın Koç'taki ileri itme enerjisine dokunur. Ama mit daha incelikli bir şeye işaret eder.
İçimizdeki Sabazios, durmadan yol alan kısmımızdır. Tek bir yere bağlanmayan, bir kente, bir mesleğe, bir ilişkiye, bir kimliğe yerleşmeden hareket etmeye devam eden ruh. Modern dünyada bu enerji bazen göçle, bazen sürekli iş değiştirmeyle, bazen bir ülkeden ötekine taşınmayla, bazen de iç dünyada bir konudan ötekine atlamayla kendini gösterir.
Sabazios bu hareketi bir hata değil, bir doğa olarak görür.
At onun yanında durur, çünkü at en eski yol arkadaşıdır. El imgesi ise hareketin ortasında bir koruma, bir kutsama nişanıdır. Yol uzun, geçit yorucu olsa da bir el üstündedir.
Mitin asıl dersi şudur: göçebe ruh kayıp ruh değildir. Sabazios pagan bir klişe değildir, kontrolsüz bir coşku tanrısı da değildir. O daha çok geçişin sahibidir, eşiğin koruyucusudur.
Eğer hayatında sürekli yol alıyorsan, sürekli değişiyorsan, kendine bir yer bulamıyorsan, Sabazios sana yerleşmeyi söylemez. Atın koşumlarını kontrol etmeni, eline bir kutsama almayı, ve yolu kendi rotanla yürümeni söyler. Bazı tanrılar bizi bir yere bağlar; Sabazios bizi yola bağlar.
İçindeki ses
Hareketin, geçişin, durmadan yol alanın arketipi. Tek bir yere bağlı kalmayan ruhun ihtiyaç duyduğu rehber. Modern okumada içsel yolculuk dönemlerinin koruyucusudur.
"Sabazios'a ait el bronzdan, parmaklar şifa için kalkar, yılan onun bileğine sarılır." Roma dönemi adak yazıtları, M.S. 2. yy.
Kaynaklar: Strabon, Geographica · Diodorus Siculus, Bibliotheca Historica, IV · Demosthenes, De Corona · Aristophanes, Vespae ve Aves'te değiniler · Roma dönemi adak yazıtları (CIL koleksiyonu) · British Museum ve Capitolinus Müzesi Sabazios eli koleksiyonları · Trakya Atlısı mezar stelleri (Bulgaristan ve Trakya bölgesi)

Bu okuma hakkında soru sorabilirsin
Hypatia (Bilge Astrolog) Sabazios hakkında sorularını yanıtlar

