House of Zij, Doğum Haritası, Tarot, Kahve Falı, Numeroloji ve Astroloji

Ülgen, Üst dünya, yaratıcılık, ışık
Mythos · Türk-Tengri

Ülgen

Ülken · Üst Dünya Hanı

Üst dünyanın yedinci ya da on yedinci katında, altın tahtın üzerinde oturur. Ülgen, yaratıcı disiplinin sakin ışığıdır.

GüneşJüpiterAslanYay

Üst dünya, yaratıcılık, ışık

Arketip: Yaratıcı baba

Ücretsiz dinleme

Sudan toprağı çıkarmak

Ülgen'in hikayesi de Altay yaratılış destanının ilk dakikalarında başlar. Erlik'le birlikte sınırsız suyun üzerinde dolaşırken Ülgen, bir avuç toprağa ihtiyaç duydu. Erlik suya daldı ve toprağı getirdi; ama bir miktarını ağzında sakladı.

Ülgen avucundaki toprakla yeryüzünü yaymaya başladı; düz bir tabaka olarak büyütüyordu. O sırada Erlik'in ağzındaki gizli toprak da büyüdü, çenesi şişti, kustu. Ülgen güldü ve "bırak, bunlar da senin dağların olsun" dedi; Altay dağlarının nasıl doğduğu böyle anlatılır.

Bu küçük sahne Ülgen'in karakterini özetler. O öfkelenmez, küstürmez, ihaneti bile bir biçime çevirir. Bahaeddin Ögel'in derlemesinde belirttiği gibi, Ülgen tipik bir "yaratıcı baba" değildir; çok daha sakin, çok daha az kişisel bir figürdür. Ondan beklenen iş, dünyayı kavgalı kurmamak, biçimi vermek.

Ardından ağaçları çağırır, hayvanları çağırır. Anohin'in 1900'lerin başında Altay'da derlediği bir kam ilahisinde Ülgen önce yedi büyük çamı yaratır, bunların her birinin altına bir hayvan koyar; sonra dokuz adam yaratır, sonra çocukları, sonra ilk anneyi. Yaratım bir tek günün işi değil, bir dizi adımdır.

Ülgen, sembolik amblem

Yedi oğul, dokuz kız, on yedi kat

Ülgen'in sarayı yukarıdaydı. Bir anlatıda göğün yedinci katında, daha eski bir başka anlatıda on yedinci katında oturuyordu. Bu sayının değişkenliği önemsiz değildir; gök katlarının kesin sayısı her kam'ın okuluna göre farklıydı, önemli olan altın tahtın "en üstte" olmasıydı.

Altın taht, kuşağına dizilmiş yıldızlar, yanında beyaz bir ren geyiği. Bu imgeler bir Ortaçağ ikonografisi değil, kam'ların vizyonlarından çıkmış ayrıntılardır.

Bahaeddin Ögel, Ülgen'in yedi oğlu ve dokuz kızı olduğunu söyler. Yedi oğlu yedi yön ve yedi yıldıza karşılık gelir; her biri bir göksel iş görür. Dokuz kız ise akıl, beceri ve sanatların koruyucularıdır; kam'lar yukarı çıkarken bazılarına özel olarak seslenir.

Bu kalabalık aile, Yunan Olymposunun karmaşık akrabalık ağına benzer bir şey değildir; daha çok bir göksel görev yapısı, bir bürokrasidir.

Ülgen'in kendisi nadiren doğrudan müdahale eder. O yapıyı kurmuş, sonra yerini almıştır. Kam'ın yolculuğu da bu yapının içinden geçer. Yedi kat, ya da on yedi, tek tek aşılır, her katta bir kapı vardır, her kapıda bir ödeme: tütsü, süt, bir at kılı, beyaz bir ipek. En üst kata varan kam, altın tahtın önünde diz çöker.

Demirci kültü ve yaratıcının uzantısı

Türk mitolojisinde demirci, yalnızca bir zanaatkar değildi. Ergenekon destanında demirci, bir dağı eritip kapalı vadiden çıkış açan kişidir. Oğuz Kağan destanında demirci, kağanın silahını dövdüğü gibi, soyun büyümesinin de bir aracıdır.

Bahaeddin Ögel, Türk-Altay geleneğinde demircinin Ülgen'in yeryüzündeki uzantısı sayıldığını söyler. Demirci ateşle çalışır; ateş gökten inmiş ışıktır; demirci o ışığı bir biçime sokar.

Eliade'nin "Demirciler ve Simyacılar" çalışmasında detayıyla anlatıldığı gibi demirci kamla aynı sınıftan kabul edilirdi. İkisi de görünmez olanla görünen arasında dururdu. Bir kam ruhu çağırırken, demirci de cevheri çağırıyordu.

İkisi de bir formu olmayana bir biçim veriyordu. Bu yüzden eski Türklerde demircinin ocağı bir tapınak gibiydi; orada söylenen söz, atılan adım belli kurallara bağlıydı.

Beyaz ren geyiği Ülgen'in yanında durur. Ren geyiği, kuzey Avrasya şamanizminin en eski hayvan ortaklarından biridir; uçabildiğine inanılırdı. Şaman, vizyonda bir ren geyiği biçimine girer ve göğün katlarını tırmanır. Ülgen'in tahtının yanında onu görmek, kam'ın oraya nasıl ulaştığının da bir resmidir.

İçimizdeki tohumdan meyveye

Ülgen bugün bize ne söyler? Astrolojik karşılığı Güneş ve Jüpiter'dir: biri özün, ötekinin büyümenin yöneticisi. Bu eşleşme yerinde, çünkü Ülgen tam da bir tohumun meyveye dönüşmesini yöneten ilkedir.

İçimizdeki Ülgen, bir fikri biçime sokma kapasitesidir. Bir başlangıcı bitirmek, bir taslağı yapıya çevirmek, bir hayali bir günlük çalışmaya bağlamak. Ülgen aceleci değildir; Erlik'in çenesi şişip kustuğunda dağa çevirmeyi bilen sakin esnekliği taşır. Yaratıcı disiplin onun alanıdır: ilham bir andır, biçim bir süreçtir; ikisinin arasındaki köprüyü o kurar.

Gölgesi mükemmeliyetçilik ve katılıktır. Ülgen enerjisi sertleştiğinde her şeyin altın tahta yakışacak kadar kusursuz olmasını ister, hayatın ham, dağınık, ölümlü yanına tahammül edemez. Oysa mit bunu önler.

Ülgen, kardeşi Erlik olmadan eksiktir. Yaratıcı disiplinin gerçek olgunluğu, her şeyi mükemmel yapmaya çalışmak değil, biçim verirken biçimin sınırını da kabul etmektir. Altın taht, sınırı bilen birine yakışır.

İçindeki ses

Yapıcılığın, formlandırmanın ve hayata getirme kapasitesinin arketipi. Bir fikri tohumdan meyveye taşıyan iç güç. Modern okumada yaratıcı disiplinin koruyucusudur.

Semboller
altın tahtdünya ağacı tepesiyıldızlarbeyaz ren geyiği
"Ülgen yukarıda altın tahtta oturur, yıldızları kuşağına dizmiştir, ışığı yere salar." Altay şaman ilahisi.

Kaynaklar: Altay Yaratılış Destanı, sözlü gelenek · A. V. Anohin, Altay Şaman Duaları Derlemesi · Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi · Ergenekon Destanı · Oğuz Kağan Destanı · Mircea Eliade, Demirciler ve Simyacılar

Paylaş
Hypatia

Bu okuma hakkında soru sorabilirsin

Hypatia (Bilge Astrolog) Ülgen hakkında sorularını yanıtlar